Çocuk Dostu Müze Olmak

Müzeler, uzun zamandır, çocuk izleyicilerini ön planda tutan stratejiler üretiyorlar. Hemen her müze, çocuklara özel öğrenme programları ve etkinlikler geliştiriyor. Özellikle büyük şehirlerdeki müzeler, birbirinden yaratıcı atölye çalışmalarını ve etkinlikleri çocuk izleyicilerine duyuruyor. Peki, binası, galerileri, eser yerleştirmeleri, bilgilendirme sistemleri, personelleri ile müzelere bir bütün olarak bakarsak, çocuk dostu olduklarını söyleyebilir miyiz? Çocuk dostu bir müze olabilmek için hangi koşullara dikkat edilmesi gerekir?

 1.      Müzenin fiziksel yapısı çocuklar için uygun mu?

Bir müze binası ya da kampüsü inşa edilirken her yaştan ve koşuldan kişinin ulaşımı düşünülmüş olmalıdır. Fakat çoğunlukla var olan yapıların müzeye dönüştürüldüğü göz önüne alınırsa, fiziksel olanakları arttırarak telafi etmek ya da desteklemek mümkün olabilir. Yürümekte zorlanan çocuklar için servis araçları, pusetli ve küçük çocuklar için asansörler, uzun süre ayakta kalamayanlar için oturma ve dinlenme alanları, çocuklara uygun tuvalet ve lavabolar, bez değiştirme ve emzirme alanları, uygun ve ulaşılabilir beslenme olanakları gibi ihtiyaçları karşılayabilmelidir.

 2.      Çocuklara özel tasarlanmış bilgilendirme sistemleri mevcut mu? 

Bilgi panoları ve eser etiketleri, çocuklara özel bir dille yazılarak, ilgi çekici ve anlaşılır görsel tasarımlar hazırlanarak, yetişkin bilgi sistemine entegre olacak biçimde olmalıdır.  Eğlenceli, kolay okunur ve yalın bir dille yazılan, neşeli illüstrasyon ve grafikle tasarlanan etiket ve bilgi panoları çocukların boylarına uygun yükseklikte yerleştirilmelidir. Eğer sesli bilgilendirme sistemi mevcut ise bir kayıt da çocuklar için eklenebilir. 

3.      Eğitim programları var mı? 

Müzelerin en az sergileme fonksiyonları kadar önemli olan bir işlevi de eğitimdir. Güncel ya da sürekli sergilerin hatta müzenin kendisinin bir hikayesi ve bu hikâyeyi çocuklara anlatmak üzere özel bir çabası olmalıdır. Eğitim programları müzedeki bilgiyi kalıcı hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda müzeye dair olumlu anılar ve etkin nöral bağlantılar yaratılmasını sağlar. Müzede olumlu ve unutulmaz bir deneyim için eğitim programları olmazsa olmazdır. 

4.      Eğitim programları pedagojik ilkeler gözetilerek tasarlanmış mı?

Müze eğitim programlarının var olması tek başına yeterli değildir. Programın her adımı çocuğun bedensel duyumları, duyguları ve bilişsel gelişimi gözetilerek tasarlanmalıdır. Program, çocuğun beş duyusunu dikkate almalı; dokunabileceği, izleyebileceği, işitebileceği, koklayabileceği, tadabileceği materyal ve yöntemler kullanılmalıdır. Duygularını fark etmesi ve ifade etmesine olanak sağlamalıdır. Eğitim programı, eleştirel, esnek ve yaratıcı düşünme becerilerine uygun sorularla ve yanıtlarla yapılandırılmalıdır. 

5.      Eğitim programları uygulayıcılarının çocuklarla iletişimi nasıl?

Eğitim programlarının uygulayıcıları, çocukla karşılaştıkları ilk anda gülümseyerek, samimi ve doğal ilgi göstererek onu kavrayabilir. Çocuğun ilk izlenimi ve “burası güvenli, bu kişi güvenilir” kabulü çocukla müze arasında bir bağ kurulmasını sağlar. Samimi ilgi gösteren, sağlıklı sınırlar koyan, uygun seçenekler sunan, çocuklarla göz göze ve tek tek iletişim kurabilen, çocukları gören, duyan, kapsayan bir eğitimci, müzeye aidiyet geliştirmesi ve yeniden gelmeyi istemesi için tek başına yeterli bir sebep olabilir.  

6.      Rehberli tur hizmeti çocuğa uygun bir şekilde yapılandırılmış mı? 

Çocukların askeri disiplinle, bir sıra içinde, arka arkaya dizildikleri, galerilere hızlıca girip çıktıkları, eserlerin önünden geçip gittikleri günler çok eskide kaldı.  Yeni nesil çocukların, yeni nesil müzelerde, sağlıklı sınırlar çizilmiş bir çerçeve içinde eğlenebilecekleri, hareket edebilecekleri, öğrenme sürecine bedenlerini, duygularını, düşüncelerini katabilecekleri etkinliklere ihtiyaçları var. Çocuklar, hiçbir ziyaretçiyi rahatsız etmeden, eğlenebilir, gülebilir, oynayabilir, drama yapabilir, resim çizebilir, çalışma kağıtlarını doldurabilir, masal dinleyebilir hatta dans edebilirler. 

7.      Çocukla doğrudan iletişim kuran tüm personelin çocuklara yaklaşımı nasıl?

Çocuklar için müze deneyimi bir bütündür. Ana kapıdan giriş, bilet gişesi, galeriler, hediye dükkânı, kafe, restoran, bahçe, tuvalet, atölye alanı gibi her alanda karşılaştıkları kişilerin yaklaşımı, yumuşak ve hassas olmalıdır. Çocukların, en az yetişkinler kadar müze tüketicisi/müşterisi/alıcısı oldukları unutulmamalı ve onları ikinci plana atan diyalog ve yaklaşımdan kaçınılmalıdır. Sıcak bir karşılama ile biletini alan, gülümseyen bir güvenlik görevlisi gören, sabırlı ziyaretçilere maruz kalan çocuk için, müze atmosferi yumuşak ve güvenli bir kodlama ile bellekteki yerini alabilir. 

8.      Sergi tasarımı ve yerleşimi yapılırken çocuklar ne kadar hesaba katılmış? 

Müzelerde, çocukların gelişimsel olarak karşılaşmalarının uygun olmadığı eserler sergilenebilir. Bazı sergilerde bu eserlerin olmadığı, çocuklara özel güzergahların oluşturulması mümkün olabilir. Çocuklar için seçilmiş işlere özel sergi izleme hattı ve uygun içerikler, çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimlerini destekleyebilir.

9.      Ailesi ile tek başına gelen çocuk ziyaretçinin müze deneyimi düşünülmüş mü?

Grup rehberlikleri ya da atölye çalışmalarına katılmayan, ailesi ile gelen çocukların da müzede öğrenme deneyimi yaşama hakları ve fırsatları olmalıdır. Çalışma kağıtları, sesli bilgi sistemi, dijital aplikasyonlar gibi araçlar, çocukların müzede eserle baş başa kalarak öğrenmelerinde yönlendirici ve kolaylaştırıcı olabilir.  

10.  Tüm müze alanı bir deneyim alanına dönüşebiliyor mu?

Müzede çocukların sadece galerilerde değil, bahçe, kafe, restoran, konferans ve sinema salonu gibi ortak alanlarda da bir deneyim yaşamaları, müzeye dair olumlu algı ve aidiyeti destekleyecektir.  Çocuklara özel sinema, tiyatro gösterileri, bahçede gerçekleştirilecek festivaller, kafe ve restoranın çocuklara özel alanları, hediye dükkanında çocukların vakit geçirilebileceği bir bölüm gibi inceliklerle özel anılar yaratılabilir.

11.   Galerilerde çocuklara özel alanlar ayrılmış mı?

Eserlerin önünde izleme ve deneyim alanları oluşturmak, müzeden hızlıca çıkıp gidilmemesini sağlar. Çocuğun içeride kendi arzusu ile uzun vakit geçirmesi, eserlerle etkileşime girmesi, yeterince izleyip deneyimlemesi gerekir. Galeri düzenlemeleri, bir esere bakarak eskiz yapabilmeye, uzun uzun izleyebilmeye, hatta yere uzanıp tavana bakabilmeye bile olanak vermelidir.

12.  Müze eğitim programı içeriği kapsamlı ve yenilikçi mi?

Müze, kendi koleksiyonu ve sergi içeriğine uygun eğitimler tasarlamanın yanında, çocukların ilgi alanlarına geniş bir açıdan bakabilmelidir. Çocuğun, müzede kendi ilgi alanında bir seçenek bulabilmesi, müzenin sergileme konusu dışında da müzeye gelmek istemesini sağlar. Müze öğrenme programları; eğitim, kültür, sanat alanındaki yenilikçi teknoloji ve yöntemleri takip etmeli, bu yöntem ve teknikleri kullanarak yenilikçi içerikler sunabilmelidir.